Sayfalar

19 Ekim 2014 Pazar

ÇOCUK GELİNLERE YASAL TECAVÜZ


Yazının başlığını okuyunca irkildiniz mi?Tecavüz, yaşayanda ömür boyu silinemez hasarlar bırakan bir eylemken, yasallığından nasıl bahsedilebilir diye mi düşündünüz?

Açıklamaya çalışayım;

En resmi ağızdan –Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı- yapılan açıklamaya göre, ülkemizde yılda 500 ile 600 bir arası evlilik oluyor. Yani, yılda en az 500000 kadın ve erkek, iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta diyerek hayatlarını birleştiriyor. Ve yapılan bir araştırmaya göre de, bu evliliklerin %14 ünde “kadın” diye nitelendirilen birey, yaşı 10-14 arasında olan çocuklardan oluşuyor. Rakamla  ifade etmek gerekirse , her yıl yaşı 10-14 arasında olan, 70 ila 84 bin  “çocuk” evlilik akdinin “kadın” tarafını oluşturuyor.

Biz toplum olarak bu çocukları, “Çocuk Gelin” diye adlandırıyoruz. Bu tanımlama bile başlı başına meseledeki sapkınlığı anlatıyor.


Neyse, devam edelim...

Çocuk gelinlerin evliliklerindeki tüm ritüeller, yetişkin evlilikleriyle aynı oluyor. Yani koca koca insanlar, yaşı bilmem kaç olan, –damat adaylarının yaş ortalamasını yazarak iğrençliği daha fazla göz önüne sermek istemiyorum- oğullarına bu çocukları “Allah’ın emri ve peygamber efendimizin kavri” ile istiyorlar. Kahveler içiliyor, sohbetler ediliyor, bebekleri ile oynaması gereken çocuklar  bir köşede, olup biteni anlamayan gözlerle seyrediyor, ailenin büyüğü münasip görüyor ve hazırlıklara başlanıyor.

Çocuk gelinlere giysiler, çeşit çeşit takılar alınıyor, annesi tarafından, damadın annesine “anne” demesi öğretiliyor, malum gece ile ilgili üstü kapalı bilgiler veriliyor.

Ve o gün gelip çattığında, her yanından masumiyet akan çocuğa, masumiyetin göstergesi olan beyaz gelinlik giydiriliyor, pürüzsüz, ışıl ışıl yüzüne  kadın gibi görünmesi için çeşit çeşit boyalar sürülerek, düğün merasimi için ahalinin karşısına çıkartılıyor. Koca koca insanlar, artık başına geleceklerin ayırdına varmış, korkuyla etrafına bakan, bir kurtuluş arayan çocuğun önünde yiyor, içiyor ve eğleniyorlar.
 Sonrası malum...

Bu durumdaki bir çocuğun, neler düşünüp, neler hissettiğini, vücudunda derin izler açılırken, ruhunun nasıl öldüğünü hayal etmeyi sizlere bırakıyorum. Düşünmeye başlamadan önce tekrar vurgulamak istiyorum, bu şekilde evlendirilen çocukların sayısı her yıl 70 ila 84 bin arasındadır. Lütfen bu rakamı da göz ardı etmeden düşününüz.

Buraya kadar olan biten zihninizde canlandıysa, artık “yasal tecavüz” konusuna gelebiliriz.

En küçük mülki amir kimdir?

Muhtar...

Muhtar kimdir ve görevleri nelerdir?

Halkın oylarıyla seçilen, sorumlusu olduğu mahalla/köyün her türlü sorunu ile ilgilenen, ahalinin huzur içinde yaşaması için, örnek vatandaşlık sergilemesi için ahaliye örnek olan, yol gösteren, devletimizi temsil eden kişidir.

İslam dinine göre “dini nikah” olmadan evlilik müessesi kurulamaz.

Dini nikahı kim kıyar?

İmam...

İmam kimdir ve görevleri nelerdir?

Ahaliye güzel ahlakı, insan olmanın erdemlerini anlatan, kendi davranışlarıyla örnek olan, yol gösteren, maaşını ,ödediğimiz vergilerden alan, devletin kadrolu din görevlisidir. Yani dini alanda devletimizi temsil eden kişidir.

Peki mevcut yasaların uygulanmasından, can ve mal güvenliğimizden sorumlu, yakın temas halinde olduğumuz, bizimle yakın temas halinde olan, devletimizi  temsil eden kurum/ kurumlar hangileridir?

En küçük mülki amire değindiğimden, diğer –vali, kaymakam...- mülki amirlere değinmeyeceğim ama sizlerin de aklına gelen, bulunulan yere göre konumlanmış jandarma/polis karakollarından bahsedeceğim.

Koılluk kuvvetleri diye adlandırdığımız bu oluşumların görevleri nelerdir?

Ahalinin arasındaki tüm anlaşmazlıkları, ahalinin haklarını göz ardı etmeksizin çözen, başımız sıkıştığında, haksızlığa uğradığımızda başvurduğumuz, devletimizi  temsil eden, yasaları en iyi şekilde bilen ve uygulaması gereken gözümüzün bebeği olan kurumlardır.

Bu çocuklar, devleti temsil eden bu kişi ve kurumların önünde hatta imamları düşündüğümüzde bizzat onların katkısı ile evlendirilmiyor mu?

Ülkemizde 10-14 yaş arası çocukların evlendirilmesi yasal mıdır?

Kesinlikle yasal değilken, nasıl oluyor da devleti temsil eden, devlet görevlileri yasal olmayan bu duruma göz yumuyor ve bu göz yummalarıyla da olan biten kepazeliği meşrulaştırıyor?

Siz bu sorunun cevabını düşüne durun , şimdi sizi çocuğun evine götürmek istiyorum.

Namusu için yaşayan, namusu için gözünü kırpmadan adam ölderebilecek baba, nasıl oluyor da, 10/11/12/13/14 yaşındaki çocuğunun, tam da o anda bir adam tarafından ırzına geçiliyorken, bunu namus meselesi yapmak bir yana, görevini yapmış bir ebeveynin iç rahatlığıyla başını yastığa koyup derin uykuya dalabiliyor?

Ve belki de kendileri de çocukken gelin edilmiş birer kadın olan, anneler, nineler, halalar, teyzeler, yengeler, bütün kadınlar nasıl oluyor da olan biten bu iğrençliğe sessiz kalabiliyor. Bir kez “birlik” olsalar, bir kez “hayır” deseler, bir kez “canımı veririm ama bu işe onay vermem” deseler, herşeyin değişmesi için kocaman bir adım atacaklarını hiç mi düşünemiyorlar?

Ve gelelim kendimize; bir kedi, bir köpek ölmesin diye itfaiyeyi ayağa kaldıran, bir yeşil kesilmesin diye vücudunu siper eden, yolda gördüğü yaşlıyı karşıdan karşıya geçirmek için yolunu değiştiren, vicdan sahibi, merhametli bizler, nasıl oluyor da, her gece biz derin uykudayken en az 200 çocuğa “yasal” olarak tecavüz ediliyorken bu kadar duyarsız olabiliyoruz?

Gelin bu yanlıştan dönelim, gelin derin uykularımızdan uyanalım, gelin bugün, hemen, şimdi bu yasal iğrençliğe son verilmesi için bir mücadele başlatalım.

Bu tecavüzlere göz yuman muhtarlara, rezilliğin bir parçası olan imamlara, yasaları uygulamayan kolluk kuvvetlerine ve taraf olan herkese çaydırıcı, etkin cezaların verilmesinin yasalarla güvence altına alınması için “sosyal medya” üzerinden bir kampanya başlatalım.

Kadınlar, özellikle çağrım sizlere ve tabi ki kadını başının tacı gören, vicdan sahibi erkekler, hadi bugün, şimdi başlayalım, bugün belki bir çocuğu kurtarabiliriz, ama vazgeçmezsek bir gün belki hepsi kurtulabilir.

Böyle bir sonucu ummak ve hayal etmek bile, harekete geçmek için yeterince motive edici değil mi? 

Nilgün TURAN