Son günlerde
dünyayı kasıp kavuran George R.R.Martin’in Taht Oyunları serisinde
kahramanlardan birisine dövüş hocası, “korku kılıçtan derin keser” diyor.
Gerçekten de kahraman, ne zaman başı sıkışsa, korku benliğini sarsa bu tek
cümleyi hatırlıyor, sakinleşiyor, soğukkanlılıkla bir çıkış yolu buluyor.
Korku, insanla
birlikte doğar. Çocuk önce henüz minicik bir bebekken, dünyadaki yegane varlığı
olan annesini kaybetmekten korkar, anne
ne zaman gözünün önünden kaybolsa huzursuzlanır, hatta ağlar. İlk öğrenmeden sonra, diğerleri çevresinin ezberletmesiyle hızlıca gelir. Ateşten korkmayı öğrenir çocuk, kendini
yakmasın diye, elektrikten korkmayı, bir kaza olmasın diye, kaybetmekten
korkmayı, eşyalarına sahip çıksın diye, düşmekten korkmayı, canı yanmasın diye...
Sonra, çocuk büyüdükçe korkuları da
büyür ve gün gelir bazıları hiç farkettirmeden hayatının merkezine oturuverir.
Son cümlenin
biraz iddialı mı olduğunu düşündünür? O halde, kendinize ve çevrenize dürüstçe
bakın. Ne görüyorsunuz?
- İstediği okula girememekten korkan gençler
- Çocuğunun başına kötü birşey geleceğinden korkan anneler
- Terfi edememekten/işini kaybetmekten korkan çalışanlar
- Parasını, sağlığını kaybetmekten korkan insanlar
- Savaştan, ölümden, yalandan, yılandan korkan insanlar
Liste uzar
gider...
Öyleyse korku hep
olacak olmasına da asıl soru şu; biz, korkularımızın esiri mi olacağız, yoksa
korkuyu olaylar karşısında yeni yollar denemek için fırsat olarak mı göreceğiz?
Bir dağa tırmanmanın birçok yolu vardır. Büyük ödül daima zirvededir, o halde,
biz yolumuza çıkabilecek tehlikeleri düşünüp hareketsiz mi kalacağız, yoksa daha
az tehlikeli farklı yollar mı araştıracağız, ya da bazen hiçbir yol bulamadıysak
cesaretle tehlikeli dedilen o yola mı yürüyeceğiz?
Gerçek şu ki;
korkarsak dünya üzerimize gelir, korkarsak korktuğumuzu herkes bilir, korkarsak
daha da korkalım diye evren el ele verir.
O halde, korku
kılıçtan derin kesmesin diye, herşeyin olacağına varacağını kabul edeceğiz,
bazen kaybedecek, bazen kazanacak, bazen de acı çekeceğiz. Korkmak yerine başka
alternatiflere bakacağız, hep başka bir seçenek olduğunu aklımızdan
çıkartmayacağız. Ve asla unutmayacağız, her gecenin sabahında mutlaka güneş
doğar.
Mevlana der ki;”Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten" Umut mücadelenin yakıtıdır,korkunun panzehiridir, umut
etmeye devam ettiğimiz sürece kendimizde
daima mücadele edecek gücü buluruz.